Resimler İçin Tıklayınız
1- Çankaya İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Sayın Nihat YASA 19/01/2010 okulumuzu ziyaret etmiştir.
2- Okul müdürümüz Mehmet Ali SÖYLEMEZ emekli olmuş, yerine de Mustafa ÖZTAŞ okul müdür vekili olarak görevlendirilmiştir. Fotoğraflar için tıklayınız.
3- Endüstriyel Otomasyon Teknolojisi, Mekatronik Dalında yapılan XOX Robotumuz, Orta Doğu Teknik Üniversitesinin düzenlemiş olduğu 5. Uluslararası Robot Günleri Yarışmasında, serbest kategoride 2. olmuştur.
4- Endüstriyel Otomasyon Teknolojisi Alanında yapılan rotbotlarımız M.E.B. ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Türkiye Ofisi işbirliğiyle düzenlenen 2. Robot Yarışmalarına katılmıştır.
1- 2009-2010 öğretim yılı 1. dönem karneleri, e-okul sistemi açıldığı taktirde 27/01/2010 Çarşamba günü saat 10:00'dan itibaren verilecektir.
2- AÇIK LİSE 2009-2010 eğitim-öğretim yılında okulumuzda okuyan Açık Lise öğrencilerinin en geç 31/12/2009 tarihine kadar Ziraat Bankası Cevizlidere Şubesi 3626683-5002 numaralı hesaba 30 TL ücreti yatırmaları gerekmektedir.
SAHİP OLDUKLARININ DEĞERİNİ BİLMEK Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar. “Eski gazeteniz var mı, bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. “Zengin mi?Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi, ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı. Bir eşim vardı ve eşimin de bir işi. Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri halının üzerindeydi hala. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur ya unutuveririm ne denli zengin olduğumu..